NEYİ KUTLUYORUZ? YILBAŞI-NOEL KARMAŞASI!

NEYİ KUTLUYORUZ? YILBAŞI-NOEL KARMAŞASI!
31.12.2020 22:36

Günler, haftalar, aylar birbirini kovalıyor. Yıllar yılları takip ediyor. Her gün takvimden bir yaprakla ömürde tükeniyor. İnsanoğlu ölüme bir adım daha yaklaşıyor. Ömür güneşi batmaya başlıyor. İşte bir yılı daha geride bıraktık. Ömrümüzden bir yıl daha eksilttik. Acısıyla tatlısıyla, iyisiyle kötüsüyle bir yılı daha geride bıraktık. Zaman öylesine hızlı akıp gidiyor ki insan adeta geçen günlerin hızına ayak uyduramıyor. Daha dün 2020 yılına girerken, herkes iyi dileklerle birbirine mukabelede bulunurken, sonrasında yaşanan pandemi musibeti sebebiyle hiç bitmeyecek bir yıl gibi görünürken bugün 2021’e adım atmak üzereyiz.

Zaman öyle bir şey ki, akışı durdurulamıyor, geçmişi de telafi edilemiyor. Peygamberimiz’de (s.a.s): “İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”  (Buhârî, Rikak 1.) buyururlarken zaman nimetinin önemine dikkat çekiyordu.

Peki kendimizi hiç sorguluyor muyuz? Yaşanan her anın, alınan her nefesin verilecek bir hesabının olduğunun ne kadar farkındayız? Yaşadığımız hayat dolu mu geçiyor, boş mu? Geçirdiğimiz günlerin hesabını kolayca verebilecek miyiz?

İşte yeni bir yıla giriyoruz. Örneğin sadece 31 Aralık’ı-1 Ocak’a bağlayan geceyi baz alacak olursak bu geceyi nasıl geçireceğiz. Zamanımız Rabbimizin rızasına uygun mu geçecek yoksa Müslümana yakışmayacak bir biçimde mi geçecek. Herkesin özeleştiri yapması gerekir.

Her sene 1 Ocak’a yaklaşılırken yılbaşı kutlanır mı, kutlanmaz mı? Tartışmaları gün yüzüne çıkıyor. Bir çoğumuz noeli değil yılbaşını kutladığını iddia ediyor ilginç bir biçimde..

Öncelikle her milletin kendine özgü bir yaşam şekli vardır. Ve her millet maddi ve manevi değerlerini kendi kaynaklarından beslerler. İslâm kültürünün Cuma namazı; nasıl ki Müslümanları bir araya toplayıp ibadete davet ediyorsa; İslâm dışı akımların kutsal günleri de onları kendi çaplarında bir birliğe davet eder. İşte İslâm dışındaki akımların, bir gaye altında toplanıp aynı duyguları paylaştıkları birlikteliklerinden bir tanesi, yılbaşı ve noel kutlamalarıdır.

Noel’in ne anlama geldiğini araştırdığımızda karşımıza şu bilgiler çıkıyor: “Miladi yılı Ocak ayının birinci gününe bağlayan gece.. Hristiyanların Hz. İsa’nın doğum günü dolayısıyla kutladıkları bayram; Ayrıca Doğuş Bayramı, Kutsal Doğuş veya Milât Yortusu olarak da bilinir.”

Evet Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen önemli bir zaman dilimi bu gece.. Peki biz Müslümanlara ne oluyor? Bir Hıristiyan’ın, Müslümanlar için kutsal olan Cuma Gününü, Kadir Gecesini, Kurban Bayramını kutladığına şahit olan var mı? Yok.. O zaman bizim de onların kutsal gecesiyle işimiz olmamalıdır.  Hıristiyan ve batı kültüründen doğmuş bir gelenek olan, uzun kış gecelerine göre ayarlanmış, İslâm dışı hareketlerle kutlanan bu gecenin; İslam’a dayanan hiçbir kökeni yoktur. İslâm zaten bu tür fuhşiyatı, ayet ve hadisleriyle men etmektedir.

Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! İyilik ve takva üzerinde (Allah’ın nehiylerinden ve şüphelilerinden sakınma hususunda) yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” (Maide Suresi 2)

Rabbimizin ilahi uyarısı ortadayken bunu nasıl görmezden gelebiliriz.

Yine dönüp baktığımızda bir Müslüman Yılbaşı gecesinde Müslüman kimliğinin dışına öylesine çıkıyor ki dışarıdan gören Hıristiyan zanneder. Adeta Hıristiyan taklitçiliği yapılıyor.

İnsan; ancak sevdiğini, takdir ettiğini ve değer verip büyük gördüğünü taklit eder. Şekil taklitçiliği neticede itikadi taklitçiliğe götürür. Peygamberimiz (s.a.v.):

“Kim (şekil ve amelde) bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır”. (Ahmed b. Hanbel, Müsned,) buyuruyor. Anlıyoruz ki Müslüman Müslümana benzeyecek. Başka yabancı milletlerin taklitçisi olmayacak. Ama baktığımızda bu geceye mahsus olmak üzere çeşit çeşit azgınlıklar yapılıyor.

Bunlardan biri Fuhuş Faciası.. Bu gecede eğlenmek adına yüzlerce genç fuhşun çirkef kollarına düşüyor. Özellikle fuhuş ticareti yapanlar işbaşında oluyorlar.

Bir diğeri Uyuşturucu ve İçki Faciası… Binlerce gencimizin eğlenme uğruna uyuşturucu ve içkiye mübtela hale geldiklerini görüyoruz. “Acaba tadı nasıl ?” merakı ile başlanan uyuşturucu ve içki belası daha sonra yuvaların yıkılmasına, insanların komaya girerek genç yaşta ölmesine kadar uzanan acı bir serüven haline geliyor. “İçki bütün kötülüklerin anası” (hadis-i şerif) olduğu için de toplumda şuursuzca yaşayan bir topluluk meydana çıkıyor.

Bir diğeri Kumar Faciası… İnsanları sefalete ve devamlı bir çıkmaza sürükleyen kumar belasına özenti de çoğu zaman bu geceye mahsus olan Yılbaşı Piyangosu ile başlıyor. Kumarda evini, arabasını, bütün servetini ve hatta hanımını kaybeden kumarbazları duyuyoruz.   Piyango yüzünden vatandaşlar hem maddeciliğe hem de hazırı bekleyen toplum haline geliyor. Böylece emeğe saygı yok ediliyor ve insanlar hazıra alıştırılıyor. Maddi değerler ön plana çıkartılarak manevi değerlerin saygınlığı yitiriliyor.

Neresinden bakılırsa bakılsın insanlara hiçbir şey kazandırmayan, özellikle Müslümanlara birçok değerlerini kaybettiren Yılbaşı kutlamalarının felaketleri bizi bir ahtapot gibi sarmış bulunuyor.

Bunun dışında her Yılbaşında orman katliamı yaşanıyor.  Her sene olduğu gibi bu sene de noel uğruna binlerce çam fidanı katledilecek. Bir ağaç için ülkeyi karıştıranlar binlerce ağacın noel için heba edilmesine ses çıkarmıyor çağdaşlık olarak görüyor! Türkiye’de her geçen gün yeşillik oranının azaldığını düşünürsek bir gece için ortalama 50 bin ağacı heba etmek insanlıkla da imanla da bağdaşmaz.

 PEKİ MÜSLÜMANCA BİR TAVIR NASIL OLMALIDIR?

Bir yıla veda edip yeni bir yıla girerken yüce yaratıcımıza isyan ile mi girilir yoksa geçen bir yılın muhasebesi yapılarak mı girilir. Tabiki Müslümanca düşünüp Müslümanca yaşanacaksa elbette 31 Aralık gecesi muhasebe gecesi olacaktır.  Bu gece 2020 yılının bir muhasebesi yapılmalıdır. Acaba 2020 yılını kârda mı kapatıyorum zararda mı? Diye oturup bir muhasebe yapılmalıdır.

Diğer taraftan Rabbimizin yasakladığı şeylere riayet ediyor muyuz etmiyor muyuz? Bir kez daha düşünelim. İçki içmek, kumar oynamak, yetim malına el uzatmak, faiz alıp vermek, ölçü ver tartıda hile yapmak vs. Bu ve buna benzer günah fillerden uzak mıyız değil miyiz?

İşte bir yılı daha geride bırakırken geride kalan yılın muhasebesi yapılarak yeni yıla girilirse yarın büyük hesap gününde hesabımız kolay olur.

Bunun dışında yeni bir yılın başlaması sebebiyle bir birlerimizle tebrikleşmede, birbirimize hayır dualarda bulunmada ve yeni yılın bizler için hayırlar getirmesini istemede herhangi bir sakınca yoktur.

Rabbim bizleri yılbaşı kutlayarak gayri Müslimlere benzemekten, küfre düşmekten muhafaza eylesin.

Rabbim bizleri imanının gereği gibi yaşayan kullarından eylesin.

Rabbim bizleri her geçen yıl kendisine ve Habibine layık işler yapanlardan eylesin.

Rabbim bizlere hayırlı bereketli ömürler verip kendi yolunda harcamayı nasip eylesin.

Rabbim gireceğimiz bu yeni yılı virüs musibetinden kurtulacağımız bir yıl eylesin.

Bizlerin ve tüm İslam aleminin hakkında hayırlara vesile eylesin.

Cumamız ve yeni yılımız mübarek olsun..

AHMET ERDEM BOZKURT
AHMET ERDEM BOZKURT
ahmeterdembozkurt@gmail.com
1991 yılında Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde doğdu. İlk tahsilini Safranbolu Misak-ı Milli İlköğretim Okulunda, Lise tahsilini ise Karabük Anadolu İmam Hatip Lisesinde tamamladı. 2011 yılında Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı ve aynı üniversiteden 2015 yılında mezun oldu. 2015- 2018 yılları arasında çeşitli okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı. 2016 yılında Bartın Üniversitesi Temel İslam Bilimleri İslam Hukuku alanında Yüksek Lisansına başladı ve 2019 yılında, “İslâm Hukûkunda Şûrâ ve İstişâre” konulu teziyle mezun olarak “Bilim Uzmanı” unvanını kazandı. Çeşitli akademik çalışmaları ve makaleleri bulunan Bozkurt, 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında İmam-Hatip olarak başladığı görevine halen devam etmektedir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.