İSLAM’IN DEĞERLERİNE DÜŞMANLIK, ALLAH’A DÜŞMANLIKTIR!

İSLAM’IN DEĞERLERİNE DÜŞMANLIK, ALLAH’A DÜŞMANLIKTIR!
08.01.2021 09:10

Allah Teala tarafından gönderilen her din birtakım esaslara dayanmaktadır. Bu esaslar o dinin olmazsa olmazıdır ve inanan herkesin tabi olması gereken kuralları ihtiva eder. Dinimiz İslam’ın da inanılması gereken temel esasları vardır. Bu esaslara inanmak aynı zamanda Müslüman olmamızın da bir gereğidir. Bundan dolayı bu değerlerden birine saygı göstermeyen, ya da düşmanlık besleyenin Allah katında değeri yoktur. Rabbimiz Bakara Suresinde buyuruyor ki:

          “Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkâr edenlerin düşmanıdır.” (Bakara, 2/98)

Elbette ki her mümin gibi biz de Rabbimize ve ayette sayılan değerlere inanmaktayız. Rabbimiz bu ayette o dönemde kendilerine göre bazı gerekçeler sunarak Cebrail’e düşmanlık eden Yahudilere seslenmektedir. Yahudiler Mikail’i yağmur, bolluk ve berekete sebep olduğu için severler ama Cebrail’e düşmanlık beslerlerdi. Aslında bu düşmanlığın nedenini ayetin devamı açıkça ifade etmektedir. Bu nedene baktığımızda Kur’an’ın Peygamberimize Cebrail tarafından getirilmesi gösterilmektedir. Yüce Rabbimiz bu ayette ve bir önceki ayette, İslam dinine ait kutsal herhangi bir değere düşmanlığın Allah’a düşmanlık beslemekle eşdeğer olduğunu ifade etmektedir. Ayetin ifadesine göre Allah da kâfirlerin düşmanıdır.

Bütün peygamberleri ve o peygamberlere indirilen kitapları gönderen Rabbimizdir. Rabbimiz, son Peygamber, Hz. Muhammed’den (s.a.s) önce sayılarını net olarak bilmediğimiz nice peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerin her biri Allah katında yüce bir konuma sahiplerdi. Hiçbiri diğerinden daha az değerli değildi. Hepsi de Rabbimizin seçkin nebileri idi. Bu peygamberlerden bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak ise Kur’an’da “asıl kâfirler onlardır” ifadeleriyle şiddetle yerilmiştir. Öyleyse bir mümin olarak Allah’ın gönderdiği bütün elçilere ve onlara verilen kitaplara hiçbir ayrıma gitmeksizin inanmalıyız.

Rabbimiz, biz insanları yaratmadan önce kendini sürekli tesbih eden ve Allah’ı anmaktan hiç ayrılmayan varlıklar olan melekleri yaratmıştır. Meleklerin görevi Allah’ın verdiği herhangi bir emri eksiksiz yerine getirmektir. Biz insanlardan farklı olarak melekler Allah’a hiç karşı gelmez ve emredildikleri şeyi aynen yerine getirirler. Kur’an’da, Rabbimizin pek çok melek yarattığı ve her birinin farklı görevleri olduğu belirtilmektedir. Bu meleklerden bazıları; arşı yüklenenler, vahiy meleği, ölüm meleği, tabiat işleri ile görevli melekler, yazıcı melekler ve hafaza melekleri gibi meleklerdir. Rabbimizin yarattığı her bir meleğin aynı zamanda kendimizin ve Rabbimizin dostu olduğunu bilmeli ve onlarla ilgili söyleyeceğimiz cümlelerde dikkatli olmalıyız.

Melekler içerisinde ise Cebrail’in ayrı bir yeri vardır. Rabbimiz onu Peygamberlere vahyi ulaştırması için seçmiştir. Bu kutlu elçi Kur’an-ı Kerim’de Cibril, Rûhulkudüs, Rûhulemîn, Ruh ve Resul şeklinde beş değişik isimle anılmıştır. Cebrail’in, karşı konulamayan müthiş bir güce ve kesin bilgilere sahip olduğu ifade edilmiştir. Cebrail, Hz. Muhammed’den önceki peygamberlere de vahiy getirmiş ve başka bilgiler öğretmiş; yine onlara birçok konuda yardımcı ve destek olmuştur. Mikail de büyük meleklerden birinin ismidir. Bazı hadislerle diğer İslamî kaynaklarda Mikail’in yağmur yağdırmak, bitki bitirmek gibi tabiat olaylarını düzenlemekle ve yaratıkların rızıklarını yönetmekle görevli olduğu belirtilir. Dolayısıyla her meleğin farklı görevleri bulunmaktadır. Meleklerden birini sevip diğerlerini sevmemek veya inkar etmek Rabbimizin de ayette bildirdiği üzere Allaha düşmanlık etmektir.

İlk insanla başlayan hak-batıl mücadelesi, kıyamete kadar sürecek olan bir gerçektir. Nur Suresi 31. Ayette’de bildirildiği üzere İslam, tesettürü emretmektedir. Zaman zaman İslam düşmanlarının doğrudan olmasa da dolaylı olarak İslam’a saldırabilmenin yolunun tesettüre saldırmaktan geçtiğini maalesef görmekteyiz. Bu tür kendini bilmezlerin dinimizin emirlerinden biri olan    tesettüre-başörtüsüne düşmanlık edip aşağılayıcı açıklamalarda bulunmaları apaçık İslam düşmanlığıdır.

Camilerimiz ibadet mekanlarımızdır. Bunun yanında her cami Rabbimizin birer evi, kıblemiz Kabe-i Muazzama’nın da şubeleridir. Yeryüzünde camiler İslam’ın nişaneleridir. Dolayısıyla İslam’ı simgeleyen, Rabbimizin evi olan camilerin her geçen gün bir yenisinin açılması Müslümanım diyen herkesi memnun etmektedir. Kendini Müslüman olarak niteleyen birisinin bir caminin ibadete açılmasından rahatsızlık duyması mümkün olabilir mi? Veya şöyle sorayım İstanbul’un fethinin nişanesi olan Ayasofya Camii’nin 86 yıl sonra aslına çevrilerek cami olarak ibadete açılması kendini Müslüman addeden birini rahatsız edebilir mi? Eğer rahatsızlık duyan var ise bu kişinin imanından da şüphe etmesi gerekmez mi? Ayasofya Camii’nin ibadete açılması bu yılın en kötü olaylarındandır demek ve bunu desteklemek apaçık Allah’ın evinin açılmasına karşı gelmek değil midir? Dolayısıyla da İslam’ın değerlerinden birine olan düşmanlık apaçık Allah’a düşmanlıktır.

Bir Kudsî hadiste Rabbimiz şöyle buyurur:

         “Kim benim dostlarımdan birine düşmanlık ederse ben ona harp ilan ederim.” (Buharî,”Rikak”, 38)

Sadece bu hadis bile Allah katında önemli olan “kutsal değerlere” karşı saygı göstermemiz için yeterli derecede uyarı içermektedir.

Allah’a inanan kullar olarak hepimizin görevi iman esaslarında belirtilen bu değerlere ve Kur’an’ın hükümlerine inanmak ve onlarla ilgili yanlış bilgi ve yorumlardan uzak durmaktır. Peygamberlerin Allah’ın emrine karşı geldiği, Meleklerin dişi ve erkeklerinin olduğu, Cebrail’in Mikail’den farklı olarak Yahudilerce kötü bir şekilde anılması gibi Kur’an’a ve İslam’a aykırı her düşünceden uzak durmalıyız. Ayetle sabit olan tesettüre ve Allah’ın evi camilerimize karşı gelmemeli, şaka da olsa bir kutsal değerle ilgili küçümseyici ifadede bulunmamalı, hakkında bilgimiz olmayan konularda fikir yürütmekten kaçınmalıyız. Unutmayalım, bizim için önemsiz bir söz Allah katında önemli olabilir.

Rabbim cümlemize İslam’ın değerlerine hassasiyet gösterebilme şuuru nasip eylesin..

Selam ve dua ile…

AHMET ERDEM BOZKURT
AHMET ERDEM BOZKURT
ahmeterdembozkurt@gmail.com
1991 yılında Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde doğdu. İlk tahsilini Safranbolu Misak-ı Milli İlköğretim Okulunda, Lise tahsilini ise Karabük Anadolu İmam Hatip Lisesinde tamamladı. 2011 yılında Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı ve aynı üniversiteden 2015 yılında mezun oldu. 2015- 2018 yılları arasında çeşitli okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı. 2016 yılında Bartın Üniversitesi Temel İslam Bilimleri İslam Hukuku alanında Yüksek Lisansına başladı ve 2019 yılında, “İslâm Hukûkunda Şûrâ ve İstişâre” konulu teziyle mezun olarak “Bilim Uzmanı” unvanını kazandı. Çeşitli akademik çalışmaları ve makaleleri bulunan Bozkurt, 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında İmam-Hatip olarak başladığı görevine halen devam etmektedir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.