GAZETECİ FATİH ALTAYLI ÖVE ÖVE BİTİREMEDİ!

GAZETECİ FATİH ALTAYLI ÖVE ÖVE BİTİREMEDİ!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Hayalim dediği Çam ve Sakura Hastanesi Gazeteci Yazar Fatih Altaylı’yı mest etti.


Bir arkadaşını ziyaret için gittiği hastanenin işleyişine mest olan Altaylı, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesini bir internet sitesinde kaleme aldığı köşe yazısında övgü dolu sözlerle anlattı.
ALTAYLI yazısında şunları dile getirdi;
‘’ HASTANE ŞAHANE AMA NE KADAR SÜRDÜRÜLEBİLİR!
Dün çok yakın bir dostumu ziyaret için ilk kez Çam Sakura Şehir Hastanesi’ne gittim.
Başakşehir’e doğru yola çıktık.
TEM’in Mahmutbey kavşağında muazzam bir trafik olacağını ve yolun çok uzun süreceğini düşünüyordum.
Bu yüzden de otomobilde maillerimi yanıtlamaya başladım.
Ancak trafiğin tıkanmaması beni şaşırttı.
Bir de baktım ki, hiç tanımadığım- bilmediğim, daha önce geçmediğim bir yoldayız.
YOL İYİ AMA PARALI
Trafik ise hemen hemen hiç yok.
Otomobili kullanan Mehmet, “Bu yol yeni. Bir de tünel var İstanbul’un en uzun tüneli. Çok pratik” dedi.
Ben de “İktidara kızıyoruz ama bak yol yapmışlar” dedim.
Mehmet cevabı yapıştırdı:
“Bedava değil Fatih Bey, paralı”
Taksim’den yaklaşık 30 dakikalık bir yolculukla Çam Sakura Hastanesi’ne ulaştık.
Görünce gözlerime inanamadım.
Belki vardır ama ben hayatımda daha büyük bir hastane görmedim.
Bir tepenin üzerinde yükselen üç devasa blok ve bu üç büyük 18 katlı bloğun altına yerleşmiş, daha alçak bloklar. Onların kapladığı alanın önünde ve arkasında iki bağımsız büyük bina.
Başarılı yönlendirme tabelaları ile gitmemiz gereken bloğu bulduk ama bulmasak da önemli değil, tüm bloklar içerden birbiriyle bağlantılı.
Ziyaretçi kartınızı aldıktan sonra asansörlerdeki güvenlik görevlilerine gidiyorsunuz.
Sonra da asansöre biniyor, kartınıza tanımlı kata ve odalara giren kapıları bu kartla açıp hastanızın yanına, izinli süre kadar gidebiliyorsunuz.
Dört dörtlük bir sistem.
MİMARİ ÇÖZÜMLER BAŞARILI
Hastane ise dediğim gibi çok ama çok büyük.
O kadar ki, içinde kendi elektriğini üreten bir santral bile var.
Mimari proje tamamen Türk mimarlara aitmiş.
Çok iyi çözümler üretilmiş. Pratik kullanım için çok uygun.
En altta üç katlı bir yer altı otoparkı var ve 10 bin araç kapasiteli.
Bu 7 bin çalışan ve 2900 hasta için yeterli.
Bunun üzerinde yine yerin altında bir lojistik koridor var.
Buradan bütün bloklardaki hastanelerin tüm ihtiyaçları gidip geliyor.
Hastanenin işleyişi ise şöyle.
Tüm demirbaş ve ekipmanlar ve tıp dışı hizmetler hastaneyi işleten Rönesans Grubu’nun yükümlülüğünde.
Diyelim ki, bir MR çekilecek.
İŞLETMECİ YA YAPACAK YA YAPACAK
Evet sistem şahane.
Pek çok özel hastaneden daha iyi işliyor.
Fiziki şartlar çoğu özel hastaneden daha iyi.
Peki sürdürülebilirlik?
Kaliteli ama belli ki, masraflı, pahalı bir iş.
Kamu bu kadar pahalı bir işi ne kadar sürdürebilir, bu masraf sonsuza kadar karşılanabilir mi!
Dünyanın en zengin ülkelerinin bile böyle bir şeyin altından kalkması pek mümkün değil.
Umarım yanılıyorumdur ama gerçekten sürdürmesi zor bir iş.
Yoksa tipik bir AK Parti davranış biçim olarak “Yarına Allah kerim” mi, gittiği yere kadar mı!
Bu da bir tür Kur Korumalı Mevduat mı!
Yarın için karamsar olma hakkımı koruyorum ama bugün için Çam Sakura Hastanesi gerçekten çok iyi bir iş.’’
