DÜNYA – AHİRET DENGESİNİ SAĞLAM KURMALIYIZ!

DÜNYA – AHİRET DENGESİNİ SAĞLAM KURMALIYIZ!
22.01.2021 13:19

Hayat, dünya ve ahiret olmak üzere ikiye ayrılmış bir yoldur. Dünya canlılar aleminin yaşama alanı, ahiret ise dünya hayatının sona ermesi ile başlayacak olan ceza ve mükafatların görüleceği yerdir.  İnsan inanıp çalıştığı, dünya ve ahiretini kazandığı zaman yükselmeye, bu dengeyi kaybedince de çökmeye ve alçalmaya mahkumdur. İnsan yaratılış itibariyle düşünen, Allah’ı tanıyan, ona ibadet eden, ziraat ve ticareti bilen, ilim ile uğraşan, gökleri yerleri ve denizleri keşfe çalışan bir varlıktır. Dünyadaki her şeyin bir varoluş gayesi vardır. İnsanın da yaratılmasının   elbette bir gayesi   olmalıdır. Bu gaye ise insanoğlunun bir imtihanda olduğunu bilmesi, hem dünya hem de ahiret için çalışması, ikisini yan yana yürütmesidir.

İnsan, birini seçerse mecburen öbüründen vazgeçeceği şekilde; dünya ve âhireti karşılıklı iki olgu olarak değerlendirmenin Allah’ın dininde bir dayanağı yoktur. İslam dini hem dünya hem de ahirete yönelik olan bir dindir. İnsanın sahip olduğu aklı, sağlık ve servet gibi nimetlerle ahireti kazanma yollarını aramalı dünyadan da gerekli olan şeyleri almalı ve faydalanmalıdır.

Rabbimiz Kuran-ı Kerimde : “Allah’ın sana verdiği (maldan harcayıp) ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini  de unutma.”(Kasas, 77) buyurmaktadır.

Bu ayeti kerimede hem dünya hem de ahiret için çalışmaya dikkat çekilmektedir. İnsanın ibadet etmesi dünya için çalışmasına engel değildir. Her ikisini de beraber yürütmesi mümkündür. Mesela; tarlasında, bahçesinde, dükkanında çalışan bir insanın işinin başında beş vakit namazını kılması mümkündür. Eli ile çalışırken dili ile Allah’ı zikretmesine engel bir şey yoktur. Yine insanın camiye girmeden de ibadet etme imkanı vardır. Ancak camide yapılan ibadet 27 derece daha sevaptır. İslam’ın üstünlüğü buradadır. İnsanın üstünlüğü de hem dünyaya hem ahirete çalışmasındandır. Allah melekleri ahiret yurdu için, hayvanları da dünya hayatı için yaratmıştır. Fakat insanı hem dünya hem ahiret için yaratmıştır. İnsanın değeri buradadır.

İnsanın dünya hayatındaki zaman zarfında işlemiş olduğu ameller gelecek olan ahiret hayatının şekillenmesinde önemli ölçüde etkili olur. Yani dünyada ekmiş olduğu şeyleri ahirette biçer. Hz. Ali de buna binaen “dünya ahiretin tarlasıdır.” Demiştir. Bu tarlaya ekilen tohum ahiret hayatında biçilir.

Kuranı Kerim’de dünya hayatı çeşitli şekilde tasvirlerle anlatılmıştır. Baktığımız zaman dünya hayatının insanı aldatan bir meta (Âl-i İmran, 3/185), faydası ahirete göre daha az (Tevbe, 9/38), oyun, oyalanma ve eğlenceden ibaret olduğunu (Enam, 6/32) görmekteyiz. Bu durumu şu âyet gayet net bir biçimde gözlerimizin önüne sermektedir:

“Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgârın savurduğu kuru bir çer çöpe dönerler. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir. Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.” (Kehf, 18/45-46)

Kur’an-ı Kerim yaklaşık altmış âyette dünya hayatına nötr bir yaklaşım sergilemekte, elli âyette olumsuz, yedi âyette ise olumlu mana yüklemektedir. Ancak şurasını gayet iyi bilmek zorundayız ki çizilen bu olumsuzluk, âhireti ihmal etmeyi tercih eden hayat tarzınadır. Bu durumda âhiret amellerine engel olmayan dünya hayatının meşrû, mubah, nimet ve mutluluk vesilesi olduğunu dikkate almamız gerekir.

Dünya hayatını isteyenlere dünya hayatı tastamam verilir. Ya Ahiret hayatı. Asıl hayat olan ahiret hayatında pişman olmak ne kadar akıl kârı. Sadece ve sadece dünya hayatını istemenin ahireti düşünmemenin ve ahiret için çalışmamanın ne kadar yanlış olduğunu Rabbimiz bildiriyor.

“Kim çarçabuk olanı (geçici dünya arzularını) isterse, orada istediğimiz kimseye dilediğimizi çabuklaştırırız, sonra ona cehennemi (yurt) kılarız; ona, kınanmış ve kovulmuş olarak gider. Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.” (İsra, 17/18-19)

Bununla birlikte dünya ve âhiret arasında bir tercih mecburiyeti bulunduğunda, bizden âhiret hayatının öncelenmesi istenmiştir. Rabbimiz “Muhakkak ki âhiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.” (Duha, 93/4) buyurarak bu gerçeğe dikkat çekmiştir. Aksi bir davranış ise kınanmıştır.

Bu durumu bir başka âyet daha net bir biçimde ortaya koymaktadır. Buna göre; Hz. Peygamber dünya ziynetlerine meyleden eşlerini bizzat Kur’an’ın emrine uyarak ikaz etmiş, ya dünya hayatının süsünü, ya da onlardan Allah’ı, Resûlünü ve âhiret yurdunu tercih etmelerini istemiştir. (Ahzâb, 33/28–29).

Peygamber Efendimiz de dünya hayatında kendisini bir yolcu gibi görmüş, ebedî yurdu unutmayarak ona göre hazırlık yapmış ve ümmetine de bunu tavsiye etmiştir. Ona göre dünya uzun bir yolculuk esnasında gölgelenmek için, geçici olarak altında gölgelenilen bir ağaç gibidir. (İbn Mâce, “Zühd”, 3).

Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) bir nasihatiyle dünya-ahiret dengesini daha iyi anlamaya çalışalım.  Hz. Peygamber’in ashabından bir grup, onun özel olarak yaptığı iş ve ibadetlerini öğrenmek maksadıyla, zevcelerine müracaat etmişlerdi. Gerekli bilgileri aldıktan sonra, bunlardan birisi: Ben, kadınlarla evlenmeyeceğim; diğeri: Ben, et yemeyeceğim; ötekisi de: Ben döşekte uyumayacağım, diye söylendiler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) Allah’a hamd ve sena ettikten sonra: “Bazı kimselere ne oluyor ki, şöyle şöyle demişler. Ama ben hem namaz kılar, hem uyurum. Bazen oruç tutar bazen de tutmam. Kadınlarla da evlenirim. İşte her kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” Buyurdu. (Müslim, Hadis No: 2487)

Dünya-ahiret dengesi için Kur’an bize duada öğretmektedir. Bizde bu duayı beş vakit namazımızda ve diğer nafile namazlarımızın son oturuşlarında yapmaktayız.

“Ey rabbimiz! Bize bu dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver; bizi cehennem azabından koru” diyenler vardır. (Bakara, 2/201)

Netice itibariyle dünyaya dalmamak, dünyaya aldanmamak esastır. Ayetlerde hep bunu görmekteyiz. Tabiki dünyaya dalmamak demek dünyanın kendisinden vazgeçmek değildir. Hepimiz bilmekteyiz ki; asıl maksat dünyanın kendisinden değil, aldatıcı olan çekiciliğinden vazgeçmektir. Müslümanlar dünyanın idaresini başkalarına versinler, hiç yerleri yurtları olmasın, kazançları olmasın anlamında hiçbir söz söylemek ayetlerden bu mananın çıkacağını ifade etmek asla mümkün değildir. Müslümanlar en iyi yerleri kendilerine vatan edinecekler, vatanlarını düşmanlara asla teslim etmeyecekler, çalışacaklar, işlerini helalinden kuracaklar, insanlara hayır-hasenatta bulunacaklar, helalinden olmak üzere, elbette evleri de olacak arabaları da olacaktır. Müslüman, Yaratanın kendisine verdiği nimetleri helalinden elde edecek, asla israf etmeyecek her şeyi dengeli kullanacaktır. Bu Müslüman olmanın vasfıdır.

Müslüman ne dünyası için ahiretini, ne de ahireti için dünyasını ihmal etmemelidir. İkisi arasında bir denge gözetmelidir. Bizler dünya hayatının bir imtihan sahası olduğunun farkında olmalı, bu fırsatı iyi değerlendirmeli ve hesabımızı ona göre yapmalıyız. Zira ahiretteki mevkiimiz dünyadaki çalışmamızın bir nevi ürünü olacaktır. Unutmayalım ki dünya nimetlerine meylederek ahiret kazancını geri plana itenler hakikatte kendilerine çok yazık etmiş olacaklardır.

Selam ve dua ile…

AHMET ERDEM BOZKURT
AHMET ERDEM BOZKURT
ahmeterdembozkurt@gmail.com
1991 yılında Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde doğdu. İlk tahsilini Safranbolu Misak-ı Milli İlköğretim Okulunda, Lise tahsilini ise Karabük Anadolu İmam Hatip Lisesinde tamamladı. 2011 yılında Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı ve aynı üniversiteden 2015 yılında mezun oldu. 2015- 2018 yılları arasında çeşitli okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı. 2016 yılında Bartın Üniversitesi Temel İslam Bilimleri İslam Hukuku alanında Yüksek Lisansına başladı ve 2019 yılında, “İslâm Hukûkunda Şûrâ ve İstişâre” konulu teziyle mezun olarak “Bilim Uzmanı” unvanını kazandı. Çeşitli akademik çalışmaları ve makaleleri bulunan Bozkurt, 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında İmam-Hatip olarak başladığı görevine halen devam etmektedir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.