Bir Cemil BELDER Kolay Yetişmiyor

Bir Cemil BELDER  Kolay Yetişmiyor
23.03.2021 23:32

Cemil Belder.. Son günlerde Karabük basınında çokça bahsi geçen, ilk başta övgülere mazhar olurken bir anda eleştirileri oklarının hedefi olan isim.

Kendisini “Doğa dostu, fotoğraf sever bir Safranbolu sevdalısı” olarak tanımlayan Cemil Belder, fotoğrafa ve Safranbolu’ya biraz ilgisi olan herkes tarafından tanınıyor ve takdir görüyor. Cemil Belder’i eleştirilerin hedefine taşıyan konu ise tam da bu; Safranbolu sevdası ve doğa tutkusu.

Geçtiğimiz günlerde “Paflagonya Geçidi” başlıklı bir yazı kaleme alan Cemil Belder, herkesi heyecanlandıran bir keşiften bahsetmişti. Yerel ve hatta ulusal basında bir anda gündem olan 2 bin 500 yıllık Geçit keşfi, sadece Cemil Belder’de değil, Safranbolu’yu seven herkeste aynı heyecanı uyandırmıştı. Herkes Belder’i alkışlıyordu ki; Karabük Valiliği’nden bir açıklama geldi.

Bir gün öncesi alkışlanan hatta kaşif olarak değerlendirilen Cemil Belder, Valiliğin yaptığı açıklama sonrasında, bir kısım medya tarafından yalancılıkla, uydurmakla itham edilerek adeta itibarsızlaştırma çalışması başlatıldı. Safranbolu halkı gelişmeleri üzüntüyle ve hayretle takip ederken, Safranbolu’yu sevmenin bedeli bu mu? yorumları yapılıyordu.

Yapılan çok sayıda eleştiri sonrasında Cemil Belder suskunluğunu bozdu ve sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı. Biraz sitemkar ama daha çok Safranbolu ve doğa sevgisiyle kaleme alınmış açıklamasını sizlerin taktirine sunacağız.

Ancak yazımızı Safranbolu halkının duygularına tercüman olarak tamamlamayı uygun gördük; Cemil Belder farklı bakış açısı ile Safranbolu’nun güzelliklerini fotoğraflarına yansıtmaya, doğa tutkusuyla yeni yerler keşfetmeye, yaptığı çalışmalarla Safranbolu’nun adını Türkiye gündemine getirmeye dolayısıyla Dünya Miras Kentimizi tanıtmaya devam edecek. Birçok gencin ufkunu ve önünü açmaya da. Yeter ki küstürmeyelim bu insanları. Sonuç itibarıyla, bir Cemil Belder kolay yetişmiyor.

Doğa dostu, Safranbolu sevdalısı Cemil Belder’in açıklaması ise şu şekilde;

“Değerli dostlarım,

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde bir makale kaleme aldım. “Paflagonya Geçidi” başlıklı yazımda bölge tarihine genel bir bakış ve “Safranbolu Kalesi” üzerine görüşlerime yer verdim.

“Gözlemlerimi bir arkeolog, paleontolog ya da tarih bilimcinin tezlerini okuyormuş gibi değil de, doğa sever bir insanın araştırmaları olarak değerlendirmenizi isterim.” diyerek anlatmaya başladığım tarihi olayları, sebep – sonuç ilişkisi ve mantık çerçevesinde değerlendirdim. Ardından, bundan sonraki görevin yetkililere, arkeolog ve bilim adamlarına düştüğünü söyledim.

Yazımı okuyan tarih bilimci ve arkeologlar, görüşlerin yerinde ve tutarlı olduğunu, bölgenin detaylıca incelenmesi gerektiğini, geçidin M.Ö 100. yıllara ait olabileceğini, bunun net olarak anlaşılabilmesi için bilimsel araştırmaların yapılması gerektiğini söyleyerek tespitlerim için teşekkür ve tebriklerini ilettiler.

Ulusal basında yer alan haberlerin ardından, makalemi OKUMAYAN!, söylediklerimi DİNLEMEYEN!, “Şimdi elimize düştün Cemil Belder” diyen bazı yerel basın mensupları “KİMDEN İZİN ALMIŞLAR?”, “KİM OLUYORLARMIŞ?”, “KAÇAK KAZI YAPTILAR!” diyerek kamu kurumlarını galeyana getirmişlerdir.
Bunun sonucunda Karabük Valiliği aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

“Arkeolojik bir dokusunun bulunmadığı, insan elinden çıkan herhangi bir ize rastlanılmadığı, bu oluşumun Safranbolu Kalesi ile bir bağının ya da bağlantısının olmadığı anlaşılmıştır. Basın mecralarına yansıyan haberlerde merdiven olarak belirtilen coğrafi oluşumun bulunduğu alanda herhangi bir kazı yapılmadığı, kalker bazlı kayaç yapısının suyun dirençsiz malzemeleri aşındırıp, sert kayaçları ise aşındıramamasından dolayı oluşan bir form olduğu, beşeri bir fonksiyona sahip olmadığı, bu anlamda söz konusu oluşumun Paflagonya Geçidi olarak adlandırılmasının ve tarihlendirilmesinin bilimsel verilere dayanmayan bir tanımlama olduğu anlaşılmıştır.”

Bu bilgiler ışında cevaplamak istediğim birkaç nokta var;

1.KİMDEN İZİN ALMIŞLAR? (Yerel basın sorusu)
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 23. Maddesine göre: ‘herkes yerleşme ve seyahat hürriyetine sahiptir. Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.’ Maddesi uyarınca herkes ülke sınırları içinde istediği bir yere yerleşebilir ve seyahat edebilir.

Yukarı maddeden anlaşılabileceği gibi özellikle yasaklanmış ve sakıncalı görünmüş alanlar, şahıs arazileri vb. yerler hariç, kimseyi rahatsız etmediğim ve suç işlemediğim sürece istediğim yerde gezebilirim. Bu yüzden kimseden izin almama gerek yoktur. *(Pandemi döneminde yasaklı günler ve saatler hariç.) Bahsi geçen alana giriş yaptığım andan itibaren tarihi bir niteliği olduğunu fark ettiğim için hiçbir kazı vb. alan bütünlüğünde değişikliğe sebep olacak bir eylemde bulunmadım. Bu nokta bölge halkı tarafından uzun yıllar sadece çöp, moloz gibi atıkları vadi tabanına dökmek için kullanılan ve hiçbir zaman araştırılmayan, içine girilmeyen bir alandır. Zamanında tonlarca çöpü oraya dökmek yasak değil de benim girerek fotoğraf çekmek mi yasak oldu.? İnsanlara “Bakın çöp attığınız, her gün yanından geçtiğiniz ve gereksiz gördüğünüz yer, tarihi bir kalıntıdır” demek, konu hakkında görüş belirtmek, bilim adamlarını araştırmaya davet ederek bölge halkına bundan bahsetmek mi yasak oldu.?

Ayrıca bilmenizi isterim bu geçit ile alakalı paylaştığım bilgilerinin tamamını yaklaşık 2 hafta önce Karabük Valisi Fuat Gürel, Safranbolu Kaymakamı Mehmet Türköz, Koruma Kurulu Başkanı Mustafa Sucu, Safranbolu İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş’ün olduğu bir toplantıda yüz yüze açıkladım. Sorulan soruları cevapladım ardından bu keşfin bölgemiz için heyecan verici olduğunu, bölgemiz halkı ile paylaşılması gerektiğini söyledim. Bu paylaşımın da vali beye yakışacağını belirttim. Aradan bir hafta geçtikten sonra bana telefonla ulaşan vali yardımcısı “basınla siz kendiniz paylaşabilirsiniz.” mesajını tarafıma iletti.

  1. KİM OLUYORMUŞUM? (Yerel basın sorusu)
  • Kardemir’de çalışan bir alın teri işçisinin 5 çocuğundan biriyim, yediği helal lokmanın hakkını, büyüdüğü topraklarda vermek isteyen bir vatan evladıyım.
  • Şanlıurfa’da ayağına takılan tarihi kalıntıyı önemseyen, yetkililere göstererek Göbekli tepeyi ortaya çıkaran çobanım.
  • Afrodisyas Antik Kentini görüp fotoğraflayarak gün yüzüne çıkaran Ara Güler’im.
  • Memleketinin tarihi kalıntılarını, definecilere karşı hayatı pahasına korumaya çalışan Recai Demirsöz’üm.
  • Kanyonlarımız, pınarlarımız, dağlarımız, yaylalarımız, göllerimiz gibi birçok kıymetli değeri bölge halkının kulağına fısıldayanım.
  • Yaptığım araştırmalar ile kaynak gösterilebilen bir seyyahım.
  • İstanbul – Antalya – İzmir dahil 27 fotoğraf sergisi açmış, ülke çapında onlarca ödül almış, çalışmalarından dolayı Kültür Bakanlığı tarafından da “Fotoğraf Sanatçısı” olarak tanınmış biriyim.
  • Tarihi çarşıda simitçiyim, çaycıyım, konak işletmecisiyim, memleketine gönül vermiş esnafım.
    Dağcıyım, dalgıcım, yamaç paraşütçüsüyüm, kampçıyım, dağda yatar, yol gezerim…
    Okuyorum, düşünüyorum, seviyorum, heyecanlanıyorum…
    Bütün hepsini kendi başıma değil, içinde bulunduğum bölge halkı ile yaşıyorum.
    O yüzden beni karalamaya kalktığınızda karşınızda beni değil, yukarıda bahsi geçen bölge insanını buluyorsunuz!
  1. “VALİLİK BASIN AÇIKLAMASI” hakkında.
    “Arkeolojik bir dokusu olmayan, insan elinden çıkan herhangi bir ize rastlanmayan, tescil edilmesine gerek duyulmayan, kendi kendine oluşmuş beşerî bir fonksiyona sahip olmayan alan”

Tarih yukarıdaki tanımlamayı unutmayacaktır. Bu değer binlerce yıldır orada bekledi. Onlarca yıl daha bekleyebilir. Dünya’nın yuvarlak olduğunu söyleyen adamın yargılanarak idam edilmesini hatırlayınız. Bir gün gelecek, kalbi bölge için atan güzel insanlar bu değeri ve gerçekleri gün yüzüne çıkaracaklardır.

Ben alana ilk girdiğimde tarihi değeri olduğunu düşündüm ve içinde bulunmaktan başka bir şey yapmadım. Ancak siz burayı “kendi kendine oluşmuş, hiçbir beşerî fonksiyonu bulunmayan alan” olarak tanımladığınız için bugün bir kısmını çöplerinden arındırarak temizledim. Gördüğünüz fotoğraf – videolar bugün temizlik sonrasında çekilmiştir.

Bu “kendi kendine oluşmuş” mucizevi yapıyı herkesin görmesini istedim… Takdir kamuoyu ve uzmanların olacaktır. Açıklamanıza göre hiçbir değeri olmayan alanın bir kısmını çöplerinden arındırdığım için de yerel basın tarafından suçlanacak mıyım bakalım…

Her ne olursa olsun ben bu coğrafyadayım. Bu bölgeye olan sevgimi, inancımı, çalışma azmimi hiçbir şey değiştirmeyecektir.

SON SÖZ

“Kandırdılar” “Uydurmuşlar” “Yalan Söylemişler” tarzında başlık atarak beni rencide etmeye çalışanlar basın mensupları, sadece kendilerini küçük düşürmüşlerdir. Bölgemiz sakinleri iyi niyetli olmadığınızı anlamış, gereken cevapları yaptığınız haberlerin altına vermişlerdir. Benim yazdığım makale aynı yerde durmaktadır. Beni yazdıklarımın dışında hiçbir şey ile suçlayamazsınız. Sözlerimin, öncesi ve sonrasını görmezden gelip aradaki cümleleri baz alarak bir suçlamada bulunmanızı iyi niyetli bir davranış olarak kabul etmek mümkün değildir.

Saygılarımla,
03.03.2021 Cemil Belder”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.