REHBERİNİ YANLIŞ SEÇENLER HÜSRANA UĞRAMAYA MAHKUMDURLAR!

REHBERİNİ YANLIŞ SEÇENLER HÜSRANA UĞRAMAYA MAHKUMDURLAR!
26.02.2021 01:29

Rabbimiz eksiksiz ve mükemmel biçimde yarattığı insanoğluna akıl gibi çok önemli bir nimet bahşetmiştir. İnsan aklı sayesinde yalanı gerçekten, doğruyu yanlıştan ayırabilir. Bundan dolayı Rabbimiz aklı olmayan insanı muhâtap kabul etmemekte ve ona herhangi bir sorumluluk yüklememektedir.

Kur’ân-ı Kerîm’de birçok âyette insanın akletmesi, düşünmesi ve tefekkür etmesi emredilmektedir. Böylelikle insanın taklit etme yerine kendi bağımsız şahsiyetini oluşturması hedeflenmektedir. Çünkü Kur’ân’a göre asıl olan ferdî yani kişisel sorumluluktur. Ancak insanoğlu üşengeçliğinden ve hazır olanı kabul etmeyi bir alışkanlık haline getirdiğinden, bizzat araştırmak yerine başkasının araştırmasını, düşünüp akletmek yerine güvendiği isimlerin aklına göre hareket etmeyi tercih etmektedir.

Rabbimiz Kuran-ı Kerimde:

“İnsanların hepsi Allah’ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: ‘Şüphesiz bizler size uymuştuk, şimdi siz az bir şey olsun Allah’ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?’ Onlar da, ‘Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur’ derler.” (İbrahim, 14/21)

Bu ayet hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna çıkarılacağımız o dehşet verici günün çarpıcı bir sahnesini sunuyor bizlere. Bir tarafta büyüklenenler yani kendi doğrularının hak olduğunu savunarak insanların önderliğine cüret edenler karşı tarafta ise onların hak olduğuna inanan, kendi hayat tarzlarını nasıl şekillendireceklerine dair bir fikirleri bile olamayan aciz ve zavallı zayıflar yani kandırılmış olanlar…

Kuran’ı Kerim büyüklenenleri “müstekbir” olarak isimlendirmiştir. İşte bu zayıf karakterliler, ruhlarını, kalplerini hatta akıllarını kendini beğenmiş bu müstekbirlere teslim etmek ile adeta kula kul olmayı tercih eden kişiler olarak karşımıza çıkıyorlar. Bu ayette, sırf büyüklenmeleri sebebiyle Kur’an’ın mesajlarına, öğretilerine ve insan için çizdiği yola karşı alternatif yollar öneren bu toplum önderleri ile onların peşine takılan kişileri arasında ahiret günü gerçekleşecek hesaplaşma ibret verici bir üslup ile bizlere sunuluyor. Körü körüne özendikleri ve taklit ettikleri efendilerine, dünyadayken itiraz etmeyi akıl edemeyen bu zavallılar iş işten geçtikten sonra onlara sitem ediyorlar.

Günümüzde de şöyle bir etrafa baktığımızda bu ayetin işaret ettiği tipteki insan gruplarını net bir biçimde görebiliyoruz. Bu insan grupları hayatın her alanında mevcut.. Siyasette, ticarette ve dinde.. Dinî açıdan meseleyi değerlendirdiğimizde ortaya çıkan durum ise içler acısı…

“Benim şeyhim”, “benim hoca efendim”, “benim efendi hazretlerim”, “benim üstad efendim” diyerek insanların kendilerine bir önder bulma ve onun arkasından gitme merakı içinde olduklarını ve gittiklerini görebiliyoruz.

Peşlerinden gidilen bu önderlerin(!) söylemlerinin ve isteklerinin adeta Allah’ın emri gibi görülüp şeksiz yani şüphesiz kabul edildiğine şahit oluyoruz.

Müridlerini Peygamber (s.a.s)’in yiyecek ekmek bulamadığı için hurma ile oruca niyet ettiğini anlatarak mala mülke tamah etmemelerini isteyen ancak kendilerinin son model araçlarla, lüks villalarda bir eli yağda diğer eli balda yaşayarak şeyhlik taslayan şaklabanları görüyoruz.

Kendi cemaat veya tarikatını tek gerçek görerek cenneti garantileyenleri, kendilerinden olmayan insanları tekfir edip kafir olarak nitelendiren şaşırmışları görüyoruz.

Bunun da ötesinde sırf inandığı hoca efendi emretti diye bunu vahiy olarak görüp kendi insanına kurşun sıkan hainleri de görüyoruz.

Oysa ki din bu mu?

Rabbimizin son din olarak gönderdiği İslam haşa böyle laçka bir din mi?

Alemlere rahmet olarak gönderilen son Peygamberin ümmeti düşünmeden, akletmeden, okumadan, araştırmadan aklını kiraya veren bir ümmet mi olmalıydı?

Veda hutbesinde Allah Rasulü: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara tutunursanız asla delalete düşmezsiniz: Bunlar; Allah’ın kitabı Kuranı Kerim ve benim sünnetim.” buyururken Allah Rasulü’nün ümmeti Kuran ve sünnetin dışında üçüncü bir alternatif yol bulmayı neden marifet sayıyor?

Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz: “And olsun ki, Allah’ın Resûlü’nde sizin için, Allâh’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allâh’ı çokça zikredenler için güzel örnekler vardır.” (Ahzâb sûresi 33/21) buyururken, Allah’ın kulları, Peygamber (s.a.s) dışında neden başka bir önder ve rol model arıyor?

Müslüman uyanık olmaya, akıllı olmaya mecburdur. Akletmek Rabbimizin bizlere bir emridir.

Bağırıp çağırmanın, üzülmenin, sitem etmenin artık bir fayda sağlamayacağı o gün gelip çatmadan hâlimizi sık sık sorgulamalıyız.

Kaçınılmaz son olan kıyamete her geçen gün biraz daha yaklaşıyorken, aklımızı başımıza almalıyız.

Bize düşen Kuran-ı Kerimi adımız gibi bilmek, hükümlerini aklımıza kazımak, ilgili hükümlerin tatbiki için de Peygamberimizin sünnetine ve yaşantısına müracaat etmektir..

İslam gibi mükemmel bir dinimiz, Kuran’ı Kerim gibi muciz bir kitabımız, Hz. Muhammed (s.a.s) gibi mümtaz bir Peygamberimiz, rehberimiz, önderimiz varken başka bir çıkış yolu aramayalım.

Rabbim cümlemizi kitabımız Kuran-ı Kerim’in yolundan, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.s) sünnetinden ayırmasın..

Hak olanı hakkınca söyleyebilmeyi, yanlışa her daim dur diyebilmeyi nasip eylesin..

Selam ve dua ile…

AHMET ERDEM BOZKURT
AHMET ERDEM BOZKURT
ahmeterdembozkurt@gmail.com
1991 yılında Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde doğdu. İlk tahsilini Safranbolu Misak-ı Milli İlköğretim Okulunda, Lise tahsilini ise Karabük Anadolu İmam Hatip Lisesinde tamamladı. 2011 yılında Muş Alparslan Üniversitesi İlahiyat Fakültesine başladı ve aynı üniversiteden 2015 yılında mezun oldu. 2015- 2018 yılları arasında çeşitli okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni olarak görev yaptı. 2016 yılında Bartın Üniversitesi Temel İslam Bilimleri İslam Hukuku alanında Yüksek Lisansına başladı ve 2019 yılında, “İslâm Hukûkunda Şûrâ ve İstişâre” konulu teziyle mezun olarak “Bilim Uzmanı” unvanını kazandı. Çeşitli akademik çalışmaları ve makaleleri bulunan Bozkurt, 2018 yılında Diyanet İşleri Başkanlığında İmam-Hatip olarak başladığı görevine halen devam etmektedir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.