EN CÖMERT MİSAFİRİMİZİ İYİ AĞIRLAYALIM! / RAMAZANIN GETİRDİKLERİ…

On bir ayın sultanı Ramazan geldi.
Üç ayların sonuncusu, on bir ayın sultanı ramazan ayı içerisindeyiz. Ramazan deyince akla öncelikle Kur’an’ı Kerim, oruç, sahur, iftar ve teravih gelmektedir.


Oruç, sadece İslam dininde değil diğer ilahî dinlerde de farz kılınmış bir ibadet şeklidir. Rabbimiz Bakara suresinde “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.” (Bakara, 2/183) buyurarak Müminler için oruç tutmanın farz olduğunu bildirmiştir.
Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade eğitimi, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır eğitimidir. Toplumsal hayatta huzursuzluklara neden olan taşkınlıkların, büyük ölçüde insanın hayvanî yönünü tatmin eden yeme, içme ve şehevî duygular gibi düşkünlüklerden kaynaklandığı görülür. İşte oruç, insanı zevk ve şehvetler peşinde koşmaktan alıkoyan bir ilaç niteliğindedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Oruç bir kalkandır. Sizden biriniz oruçlu olduğu bir günde kötü söz söylemesin, kavga etmesin. O’na birisi sataşır veya kötü söz söylerse, ‘Ben oruçluyum’ desin …” (Buharî, “Savm”, 9) buyurmaktadır. Bu hadiste de dile getirildiği gibi oruç, bilenler için gerçekten bir kalkandır. Şuurlu ve şartları özümsenerek tutulan oruç, kişiyi kötülüklere karşı korur.
Oruç sadece mideye oruç tutturup aç kalmaktan ibaret değildir. Gözlerimize, dilimize, ellerimize, ayaklarımıza.. Kısacası bütün azalarımıza oruç tutturmak zorundayız. Ancak bu şekilde gerçek manada orucun faziletine ulaşabiliriz. Çünkü Peygamberimiz (s.a.s) bir hadisinde, buna dikkat etmeyenin elinde kalacak olanın açlıktan başka bir şey olmayacağını ifade etmektedir. (İbn Mace, “Sıyam”,21)
Evet.. On bir ayın sultanı Ramazan geldi..
Kısa bir süreliğine evlerimizde misafir edeceğiz onu..
Bizler “misafirin başımızın üzerinde yeri vardır” kültürüne sahip bir milletiz.
Virüs illetiyle uğraştığımız şu zorlu günlerde evlerimize bir nebze de olsa neşe getiren bu misafiri en iyi şekilde ağırlamalıyız.
Kaldı ki bu misafir eli boş da gelmemiş.. Evimize getirdiği neşenin yanında önemli hediyeleri de yanında getirmiş..
İdrak edip Ramazanın kıymetini bilenler için;
Üzerimizdeki ölü toprağını atmak açısından “diriliş” getirmiş…
Allah’ın nimetlerini idrak etmemizi sağlayan “şuur ve bilinç” getirmiş…
Bu ayda inzal olan ve dünyamızı aydınlatan kitabımız “Kur’ân’ı Kerim’i” getirmiş…
Niyet için “sahuru”, şükür için “iftarı” getirmiş…
Ramazan ayına has “teravihi” getirmiş…
Aklımızdan çıkan “kulluk bilincini” getirmiş…
Alemlerin Rabbine “itaati” getirmiş…
Müminler arası “paylaşmayı” getirmiş…
Bir türlü öğrenemediğimiz “sabrı” getirmiş…
Göz ardı ettiğimiz “fakir fukaranın halinden anlamayı” getirmiş…
Müminin görevi olan “sadaka ve infakı” getirmiş…
Her zamankinden daha çok kabul olunan “dua ve yakarışları” getirmiş…
Böylesine eli bol ve cömert bir misafiri her zaman nerede bulacağız?
Rabbimiz bu misafiri hakkıyla ağırlayabilmeyi bizlere nasip eylesin..
Müminler olarak Ramazanımızı bu hassasiyetle geçirebilmeyi nasip eylesin..
Oruçlarımızı bu bilinç ve duyguyla tutabilmeyi ve Rabbimizin rızasını kazanabilmeyi ihsan eylesin.
Sağlık sıhhat içerisinde bayrama ulaşabilmeyi ve bayram sabahına tüm günahlarımızın affolunmasıyla gerçek bir bayram yaşayabilmeyi bahşeylesin..
Cumamızın ve Ramazan ayımızın hayrı, rahmeti ve bereketi tüm inananların üzerine olsun..
Selam ve dua ile…
