BİZ KENDİMİZİ DEĞİŞTİRMEDİKÇE ALLAH BİZİ DEĞİŞTİRMEZ!

Rabbimizin kainatın yaratılışında koymuş olduğu ilahi kanunları vardır. Bu kanunlarda zaman içerisinde herhangi bir değişme olmadığı gibi toplumsal kanunlarında da değişme yoktur. Rabbimizin koyduğu kanunlar toplumdan topluma, zamandan zamana, mekandan mekana farklılık göstermez. Bu durum Kuranı Kerim’de “Bu Allah’ın öteden beri uygulanıp gelen kanunudur, Allah’ın kanununda bir değişiklik bulamazsın.” (Fetih Suresi, 23) Ayetiyle bildirilmektedir.
Dünya üzerinde her şeyi muazzam bir uyumla yaratan Rabbimiz, Kuranı Kerim’de farklı ayetlerde insanlığı çeşitli konularda uyarmış ve dikkatli olunması gerektiğini bildirmiştir. Bu ayetlerden birisi de bugün konumuz olan Râd Suresi 10-11. Ayetlerdir. Rabbimiz bu ayetlerde buyuruyor ki;


“İçinizden sözü gizleyen ile açığa vuran, geceleyin gizlenenle gündüz ortaya çıkan eşittir. İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” (Ra’d, 13/10-11)
İlgili ayetler Allah’ın bizim üzerimizdeki hâkimiyetini, bizi kendi halimize bırakmayıp sürekli bizimle diyalog halinde oluşunu, bizim hayatımıza karıştığını ve bizim her anımızı kontrol ettiğini gösterir. “İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar.” Ayeti, hiç kimsenin bir tek saniye bile kendi başına olmadığını, insanın her hareketini kontrol eden, her nefesini sayan meleklerin bulunduğunu bildiriyor. Öyleyse anlıyoruz ki insan her şeyiyle Allah’ın hâkimiyeti altındadır ve her şeyiyle Allah’ın hâkimiyetine mahkumdur.
“Bir millet kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir millete kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” Bildirilen bu ilâhî kanun her şeyden önce Rabbimizin bize vereceği mükâfat veya cezaların davranışlarımıza göre değişeceği gerçeğini hatırlatıyor. Dolayısıyla da bize çok önemli bir sorumluluk yüklüyor. O da kendimizi sık sık kontrol edip gerektiğinde düşüncelerimizde ve hareketlerimizde birtakım değişiklikler yapmamız gerektiğidir. Öyleyse eğer Rabbimizin bizi değiştirmesini, bizi iyiye, doğruya, Hakka yönlendirmesini istiyorsak, biz önce kendimizi değiştirmek, bizzat kendimiz iyiye, doğruya, Hakka, hidayete yönelmek zorundayız. Kendimizi ıslah etmek zorundayız. Şayet bu sorumluluğumuzu unutur da olduğumuz hâl üzerine kalmaya devam edersek, bunun sonucuna da razıyız demektir.
Bugün çevremize, topluma, dünyaya baktığımız zaman, çoğumuz içinde olduğumuz durumdan memnun değiliz. İnsanların birbirlerine karşı güvenleri zedelenmiş, inançlar zayıflamış, edep ve hayâ kalmamış, aile kurumu yok olmaya doğru sürükleniyor.
Bunun farkında ve bilincinde olduğumuz aşikar… Peki neden toplumun ihyası için mücadele vermiyor, somut adımlar atmıyoruz?!.
Çünkü toplum olarak bir hastalığımız var. Çok konuşmak ama hiç iş yapmamak.
Evet, Allah’ın bizim durumlarımızı değiştirmesini mi istiyoruz? İnsanların durumlarını, çevremizdekilerin, çocuklarımızın, hanımlarımızın, arkadaşlarımızın, dostlarımızın, toplumumuzun mevcut hayatlarını beğenmedik de Allah’ın değiştirmesini mi istiyoruz? Veya bu insanların bu toplumun hayatlarını bir kademe ileriye götürmek, bir kademe daha güzelleştirmek, Müslümanlaştırmak mı istiyoruz? Kuran ve Sünnete uygun bir bireysel ve toplumsal yapıya kavuşmak mı istiyoruz?
Bunun için önce kendimizin ve toplumun hayatını değiştirmeye, Allah’ın istediği bir hayata yönelmeye mecburuz. Müslümanlığımızı güzelleştirme yoluna girmeye mecburuz. Biz böyle bir adım atarsak, biz kendimizi değiştirmeye karar verirsek Allah da bizi değiştirecektir. Bir kimse kendisini değiştirmeyi istemedikçe Allah onu değiştirmiyor. Bir toplum kendisini değiştirme yoluna girmedikçe Allah o toplumu değiştirmiyor. Bu Allah’ın değişmez bir yasasıdır. Oturduğumuz yerden Allah’ın bizi değiştirmesini beklememiz Sünnetullaha terstir.
Dünyayla ilişkisini Allah’ın istediği biçimde ayarlayamayan, bireysel, toplumsal, ekonomik ve siyasal hayatını Allah’ın istediği biçimde dengede tutamayan, evinde karısını ve çocuklarını Allah’ın istediği biçimde eğitemeyen, evinde Allah’ın, Peygamberin, kitabın, sünnetin isminin dahi geçmediği, Allah’ın kitabından ve Resûlünün sünnetinden habersiz bir hayat yaşayan bir ferdi, bir aileyi, bir toplumu Allah asla değiştirmez. İnsanlar alıştıkları İslâm dışı yerleşik hayatlarından rahatsız olup mevcut hayatlarından farklı Allah ve Resulünün istediği bir hayat düzenine geçmeye karar verip bu yola girmedikçe Allah onları asla değiştirmez. Biz önce kendimiz değişikliğe talip olacağız ki, Allah da bizi değiştirsin. Biz önce Allah’ın kitabıyla Resûlünün sünnetiyle tanışacak, tüm hayatımızı onlarla yargılayarak Allah’ın istediği bir hayata gireceğiz ki Allah da bizi düzeltsin. İşte İslamî değişimin yol haritası budur.
Peki yalnız İslam’ın mı değişim anlayışı var?
Hayır. Küfrün ve şirkin de değişim anlayışları mevcut… Bakın insanlar, hep değişim istiyorlar, değişmeden yanalar değil mi? Yeterli bulmuyorlar, tatmin olmuyorlar hep değişmeden ve değiştirmeden yanalar. Onun için moda denen şeyi icad ediyorlar. Adam arabasını değiştiriyor, evini değiştiriyor, elindeki cep telefonunu değiştiriyor, beğenmiyor modelini değiştiriyor, evindeki eşyasını değiştiriyor… Yani hep daha fazlasını, daha farklısını istiyor. Sahip olduğunun kıymetini bilmiyor, var olanla yetinmiyor. İşte bu da küfrün değişim modeli olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef insanımız da bu değişim modeline ayak uyduruyor.
Dolayısıyla sözünü ettiğimiz değişim, iki yönlüdür. Olumlu veya olumsuz nasıl bir değişime gidersek, yüce Allah’ın hakkımızdaki iradesi de o yönde tecelli edecektir.
Bu noktada iyi hâlimizi muhafaza etmeli, istikametimizi korumaya çalışmalıyız.
Her yaptığımız davranışın hatta niyetlerimizin yüce Allah’ın bilgisi ve kontrolü altında olduğu inancını taşımalı, bu gerçeği bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız.
Hem birey hem de toplum olarak yanlışlarımızı, hatalı davranışlarımızı zamanında fark edip kendimizi olumlu yönde değiştirmeye gayret etmeli, Rabbimizin ilahi mesajını kalbimizde, yüreğimizde hissetmeliyiz.
Selam ve dua ile…
