MEDENİYETİMİZİN OMURGASI CAMİLERİMİZ VE HAYAT REHBERİ DİN GÖREVLİLERİMİZ!

Evet bugün size genel itibariyle umursanmayan ama herkesin bilmesi gerektiğini düşündüğüm bir zaman diliminden bahsedeceğim. Senenin 365 günü farklı zamanlarda değişik günleri kutlamaktan memnun olan insanımız, maalesef içinde bulunduğumuz haftanın herhangi bir gününde şu “Camiler ve Din Görevlileri Haftası”nı kutlayalım, hayır dualarda bulunalım demiyor. İnsanoğlu unutur. Biz hatırlatalım.
Diyanet İşleri Başkanlığımızca her yıl 1-7 Ekim tarihleri arası “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” olarak kutlanıyor. Bu yılın teması ise “CAMİ VE İLİM” olarak belirlendi. Bu haftanın en önemli amaçlarından biri ise camiyi hayatın merkezine almak, şehirleri caminin temsil ettiği değerlerle canlı ve diri tutmaktır.


Camilerimiz herkesin malumu olduğu üzere ibadet ettiğimiz, huzura kavuştuğumuz, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını en üst seviyede yaşadığımız kutsal alanlarımızdır. Bunun yanında din görevlilerimiz ise dini bilgileri halkımıza en doğru şekilde anlatarak gelecek nesillere aktarılmasında kilit bir rol oynamaktadırlar.
İslam medeniyeti cami merkezli bir medeniyettir. İslam Tarihinden bugüne kadar baktığımızda; Peygamber’in (s.a.s) Mekke’den Medine’ye hicret ederken Kuba denilen mevkide konaklaması ve buradaki konaklama esnasında bir mescit inşa ettirmesi (Kuba Mescidi), Medine’ye yerleştikten sonra ise ilk olarak Mescid-i Nebi’yi inşa ettirmesi cami merkezli bir hayatın göstergesidir. Günümüze doğru gelecek olursak ecdadımız Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinde fethe giderken yol üzerinde konaklama amacıyla dinlenilen yerlerde mescitler inşa edildiğini görürüz. Fetihler sonucunda da fethedilen topraklara ilk iş olarak insanların bir araya toplanmalarını sağlamak amacıyla bir cami-mescit yaptırdıklarını açıkça görebiliriz. Dolayısıyla camiler bizim hayatımızın özü, medeniyetimizin en önemli sembolüdür.
Camilerimizi sadece ibadet mekanı olarak düşünmek sahip olduğumuz medeniyete haksızlık olur. Çünkü bizim medeniyetimiz tek bir amaca dayanan sığlıktan ve yalnızca kişinin kendisini düşündüğü bencillikten uzaktır. Bundan dolayı camiler ibadet etmenin yanı sıra insanların hesapsız ve çıkarsız bir araya gelip sohbetler edebildiği, kişilerin birbirleriyle yardımlaşmayı ön planda tuttuğu, gencinden yaşlısına herkesin kendini geliştirip bilmediklerini öğrenebildiği bir ilim yuvasıdır. Peygamber’in (s.a.s) Mescid-i Nebi’nin yanına küçük odacıklar yaptırarak ilimle meşgul olmak isteyenlerin önünü açtığı “Ashab-ı Suffe”, İslam’ın ilime verdiği önemin bir göstergesidir. Günümüze kadar gelen ve çeşitli dönemlerde de var olan, camilerdeki sohbet halkaları, vaaz ve irşad hizmetleri, fıkıh-hadis-tefsir gibi İslami İlimlerin öğrenilebildiği ders köşelerinin bulunması camilerimizin ilim yuvaları olduğunun aleni bir göstergesidir. Ailelerin İslami temel eğitimi almaları ve Kuranı Kerim’i öğrenmeleri için daha okul çağına gelmemiş olan çocuklarını Kur’an Kurslarına veya camilere göndermeleri, bizim medeniyetimizin okul sıralarından önce cami rahlelerinden geçtiğinin, ilim öğrenmenin camilerden başladığının bir delilidir.
Burada toplumumuza manevi anlamda önderlik eden, her vesileyle toplumumuza destek olan kıymetli din görevlisi meslektaşlarıma da değinmeden geçemeyeceğim. Sosyal medyada sıkça karşılaştığımız bir yazıya atıfla bahsedeceğim sizlere ömrünü mihraba, minbere, kürsüye ve din hizmetlerine adayan din gönüllülerinden…
Zaman mefhumu yoktur din görevlilerinin. Her an hazır olmak zorundadır. Telefonu 24 saat açıktır. Ulaşamadığında yerini bilirsin ya camidedir ya da evinde…
Evladınız dünyaya gelir çağırırsınız gelip çocuğunuzun kulağına ezan okur ismini koyar..
An olur gecenin bir vakti anneniz-babanız veya bir yakınınız rahatsızlanır, son nefesini vermek üzeredir ne yapacağınızı bilemez hocanın kapısını çalarsınız..
Hoca gider. Çevresinde ki insanları teskin eder, o şok anında ihmal edilen, belki de son vazifeleri hatırlatır..
Okur.. okutur.. yüzünü kıbleye çevirir..
Emr-i hak vâkî olur.. Hoca yıkar, kefenler.. Selasını okur..
Cenaze kabre onun yönlendirmesiyle indirilir ve defnedilir.. Herkes gider mezarın başında bir tek hoca kalır.. Telkin verir son kez…
Taziyesinde günlerce bekler..
Geleni ilk o karşılar.. Gideni son o uğurladığı gibi..
Evladınız sünnet olur, hocayı çağırırsınız..
Kuran okunur, mevlid okunur , tekbirler getirilir..
Evladınız yirmili yaşlara ulaşır askere uğurlayacak olursunuz.. Müracat noktanız hocadır.. Kınalar yakılır, dualar edilir..
Dünya evine ilk adımı atarsınız, sözünüzde, nişanınızda, düğününüzde yine yanınızda hocayı bulursunuz. Duası, nikahı, şahitliği hocanın üzerinedir..
Sabah doğacağını ilk o müjdeler, o uyandırır sizleri..
Yatsı ile birlikte günde beş defa tüm dünyaya “ALLAH EN BÜYÜKTÜR” mesajını hatırlatır.. Kurtuluşa-felaha davet eder…
Cumaları cemaate;
Necisin..? Nerden geldin..? Vazifen nedir..? Nereye yolcusun..? gibi hayatın en can alıcı mevzularını hatırlatmak üzere bir sohbet için günler öncesinden hazırlık yapar..
Hoca aynı zamanda caminin bekçisidir..
Bir çok yerde cami temizliğini bizzat kendisi yapar.. İnşaatında tadilatinda bizzat çalışır..
Yazın 20, 30 belki 100’ü aşkın minik minik talebeleri olur..
Hoca yeri gelir sancağı alır, cepheye koşar.. Yeri gelir cepheye çağrı için minarelerden salâlar okur..
Son süreçte de yakinen görüldüğü gibi virüs dolayısıyla insanlar evlerinden çıkamazken onlar Vefa Sosyal Destek Gönüllüleri olarak, yeleklerini giyip yine yaralara merhem olmak adına öne atıldılar.. Elleri öpülesi büyüklerin market alışverişlerini yaptılar.. Maaşlarını getirip ellerine teslim ettiler.. Güzel sözlerle moral verip dualarda bulundular.. Kimi dışarı çıkamayan bir vatandaşın doğum günü pastasına kadar alıp evlerine ulaştırdı. Kimi ise virüsten dolayı yardım alamadığı için hayvanını doğurtamayan köylümüzün yardımına koştu..
7 Gün, 24 saat gece gündüz demeden, sevincimizde ve kederimizde bizimle beraber olan, dünyanın en kutsal mesleğini yerine getiren tüm din gönüllüsü kardeşlerime selam olsun..
1-7 Ekim Camiler ve Din Görevlileri haftası kutlu olsun..
Selam ve dua ile..

Maşallah, Allah ziyadesiyle daim etsin inşallah